22 Haziran 2012 Cuma

Karnım Aç, Yeni Uyandım Ben Postu.

Sahip bütün karakterlerini sıfırlamış, daha ben dün site de Sebastian Grell ilişkisi var diye seviniyordum. Hatta dün bile değil sabah beş ile altı arası seviniyordum. Yine ne oldu merak ediyorum. >.< Sıkıldım artık insanların karakterlerini bir sıfırlayıp bir gerçi açmasından, benim de moralimi etkiliyor.

Neyse, ne yazmalı? Heh, önceki yazımda demiştim saçlarımı kestireceğiz diye. Daha gidemedim ben onun için ama sonunda bugün gideceğim. Nasıl kestireceğime daha karar veremedim yalnız değişiklik istiyorum. Hep aynı modelde kestiriyorum çünkü. Birde biraz kısa olsa cici olur zira ben hayatımda hiç saçlarımı kısa kestirmediğimden sonucu deli gibi merak ediyorum. Fakat şöyle bir şey de var, eğer beğenmezsem evden dışarı pek çıkmayı istemem... Birde birde saçlarımı boyatma meselesi, ona da pek güvenemedim nasıl olacağı konusunda. Ve ne güzel olur, ne yaptırsam diye düşünmediğimden ve bir de üşengeçliğimden sonraya ertelemeye karar verdim.

Ayrıca fanfic yazmayı istiyorum ama hangi fandom'a atılayım, konusu ne olsun bilemedim şimdi. Ama yazmayı istiyorum.

Birde yeni uyandım, uykum var. Life diye bir drama bitirdim, çok güzel. Okulda hani bazı öğrencilere kötü şeyler yapılıyor ya hani ne bileyim böyle eşyaları çöpe atılır, yemekleri dökülür, dalga geçilir durur sürekli. Bununla ilgili 11 bölümlük çok güzel bir drama. Ben 11. bölüm dışında bütün bölümlerinde bir gün içinde izledim. Zevkli diyeyim. ^^

Dün işte Life'ı bitirince ne izlesem diye düşünüp duruyordum, sonra Battle Royale 2 izleyeyim dedim, ne de olsa Toshiyuki Toyonaga var. (Bu insan çok tatlıdır. Irie ile Chikusa'yı reborn'da, Ryugamine Mikado'yu da Drrr!!'da seslendirir. Ve cidden tatlıdır, çünkü çıtı pıtı, garip danslar yapan biridir kendisi.) AMA ÖLDÜ HEMEN. Hemen de sayılmaz da öldü işte. Zaten ilk filme kıyasla pek beğenmediğimden ben de kapattım. Kill Bill'den sonra izlediğim en kanlı filmdi ama rahatsız olmuyorum öyle şeylerden pek. İnsanların kafası patlıyordu, nihahahahahha. *o* Ama işte Toshiyuki o şekilde ölmedi. Neyseki. DÜŞÜNEMİYORUM BİLE. Canlandırdığı karakterin adı Hikase Shouta. Shota Japonya'da minyon ukelere karşılık gelebiliyor, daha doğrusu shotacon diyince akla semenin küçük bir uke'yle cici olması anlaşılıyor.

Ve ben twitter aldım ya şimdi, gidip bulabildiğim Reborn seiyuu'larını ekledim. SONRA ONLARA YAZDIM. Bu cesareti gösterdim, inanmıyorum. Q_Q VE HİÇBİRİNDEN YANIT GELMEDİ. Kokuryu-san en son mayısta mı ne tweet attığı için rahatım. Ama Ichinose-san takmadı bile beni. Yuuki-san'ı bilmiyorum, dün yazdım ona, yeni bir şey de yok. Görmemiştir diye umuyorum.

Birde resim:
Öndeki Shiro. *o* Arkadaki bitmemiş ise Sergei. *o*

Yeni kalktım ya ben, karnım aç. Q_Q Öyle işte.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Uzun Yazı.

Şuan sadece canım yazmak için yazıyorum, hani öyle belli bir konusu olduğu için falan değil. Moralim bozuk, belki öylesine konulardan bahsedersem rahatlarım gibi geldi. Halbuki yapmam gereken şeyler var, ama yapmıyorum. Beklettiğim insanlara özür diliyorum ama bugün gerçekten rp yazasım gelmiyor. Rp yaptığım kişilerin blogları yok, burayı da bilirler mi bilmiyorum aslında. Jasdebitto yazınca her yerden pırtlasam bile neyse, işte. Öyle, boş boş yazıyorum gibi. Ama insanın yazabilmesi güzel bir şey tabii.

Hayatımı renklendirmek istediğimi fark ettim, ne biliyim. Çıkıp gezmek, değişik şeyler yapmak istiyorum. Kendimi değiştirmek istiyorum. Bilgisayardan nefret etmek istiyorum çünkü bütün hayatım burada dönüyor ve bu şekilde elime geçen çok az. Dünyanın her tarafından arkadaşımın olmasını istiyorum. Dikkat ettim, benimle aynı dünyaları paylaşan fazla arkadaşım yok. Fazla sinir bozucu biriyim, insanların demek istediklerini ya anlamıyorum ya da anlamak istemiyorum.

Ayrıca bencilim ve kıskancım. Dıştan belli etmemeye çalışsam bile insanlara gerçekten sinir oluyorum ve bu sinirin bir sebebinin olmasına gerek yok. Kimi durumlarda egom tavan yaparken bazen silik kalıyorum. Fazla neşeliyim, yaşımın gerektirdiği olgunluğa ulaşamamış biriyim. Çocuk gibi davranıyorum, kolay ağlıyorum. Bir şeyi beğenmediğim de bunu söyleyemiyorum. İnsanın 'hayır' demeyi bilmesi önemliyken ben bunu bilmiyorum ne yazık ki. Dünyayı kendi etrafımda dönüyormuş gibi davranıyorum. Hak etmeyen insanlara kötü davranıyorum, annemi çok üzüyorum mesela. Onun üzerine çok yük bindiriyorum, yardımcı da olmuyorum. Bu yüzden de kendime kızıyorum. Kendime kızıp da hiçbir şey yapmadığıma da kızıyorum. Madem kızıyorsun, bunu düzelt değil mi? İşte, ben de eksik olan şeylerden biri de bu. Rahatıma çok düşkünüm, herkes bana hizmet etsin istiyorum.

Neyse. Kendimi sövdüğümü düşünmeyin, çünkü öyle yapmıyorum. Daha çok kötü yanlarımdan bahsediyorum. Buraya nasıl biri olduğumdan bahsediyorum yazacakken sildim, zira ben sadece bu kötü özelliklerimle ben değilim. İyi yanlarım da var. Ama iyi yanlarımdan bahsedince kendimi övüyormuşum gibi geliyor ve ben kendini övüp duran insanlardan hoşlanmam. Aslında çok saçma, bir insan kendi kötü yanlarından bahsedebildiği gibi iyi özelliklerini de söyleyebilmeli. Saçmayım yani.

İyi özelliklerimi söylemeyi sevmediği söyledim, o zaman siz de benimle konuşarak veya burayı okuyarak öğrenirsiniz öğrenmeyi isterseniz. Veya bunu okuyacak insanlar zaten beni tanıdıklarını düşündüğüm kişiler olduğundan sorun olmayacaktır. Yine de konuşmayı isterseniz en rahat iletişim kurabileceğim yer tumblr, sık sık bakarım oraya. Yandaki linklerde bulunuyor adresim.

----

Neyse, bu çok uzun ve sıkıcı bir yazı oldu olmasına ama kendimi rahatlamış hissettim. Doğrusu düşününce bunu yazdığım kadar bir rp yazabilirmişim ama ne içimden geliyor ne de başımın ağrısı buna izin vermiyor. Bir cümlenin devamını getirebilmek için kaç dakika bekliyorum. Kötü bir şey de yazmak istemiyorum.

Bu suçluluk duygusu. Yani bunları buraya böyle yazmam. Neyse...

Güzel resimler eklemeyi istediğimi fark ettim yazının devamına ama bilgisayarımda güzel fotoğrafların pek bulunmadığını, onların hepsini internetten bakıp geçtiğimi fark ettim. Bakalım bakalım neler bulacağım, böyle sıkıcı bir yazının ardından güzel şeyler konmalı ki insanın için açılsın.





Dil anlatım dersi için Hanami'yle ilgili slayt hazırlamıştım, işte bir iki resim koyayım dedim. Keşke burada da olsa buna benzer şeyler. 

Birde yarın saçlarımı kestirmeye gideceğim. Uçlarının rengini açtırmayı düşünüyorum veya direk neon bir renge boyatabilirim. Aslında hepsini boyatabilecek kadar kendime güvenim yok, belki küçük bir kısmını yapabilirim. Bilmiyorum.

Blog'unu 360 Derece Ters Çevirince Acı Çeken Kız

Blogumun temasını değiştirdim, aslında çok cici de görünüyor ama bir sürü sorunu var gibi. Mesela profilim görünmüyor, yorum atılmıyor da sanki... Bu can sıkıcı oldu baya. Halbuki bu temayı beğenerek yüklemiştim. Neyse, ne yapalım artık. Birde tema değişince resimler de kafayı yedi. Q_Q

Neyse ya aman. >.< Kendime bir uğraş bulmam gerekiyor ama başım ağryor. üü, halbuki yazmam gereken Shiro ve Alex rp'si var. Q_Q